Amerikaya Ailecek Nasıl Taşındık?

Amerikaya Ailecek Nasıl Taşındık?

 

Hikayemiz ve Amerika’ya Taşınma Kararımız

Merhaba ben Orhan, YenibiHayat.com kurucusuyum. 2018-2023 yılları arasında,  6 yıl yurt dışında CTO-Teknoloji Direktörü olarak çalıştıktan sonra, eşimin isteğiyle Amerika‘ya taşınma kararı aldık. Amerika’ya taşınmadan önce ve taşındıktan sonraki tüm süreci bir videoda özetlemiştim. O videonun dökümünü ve genişletilmiş halini bu yazıda bulabiliriniz. İsteyen videoyu da seyredebilir ancak yazının satır aralarında çok daha fazla detay eklediğimi bilmenizi isterim. İyi seyirler, iyi okumalar.

 

1999 da yazılım geliştirici olarak başladığım karıyerimde, 2013’ten beri e-ticaret şirketlerinin yazılım ve teknoloji ekiplerini yönetiyorum. 7 kişiden 200 kişiye geçen ekipleri yönettim. Milyonlarca dolarlık yazılım projelerini yönettim. 2018’den beri Tahran, Dubai ve en son Kahire’de çalıştım. Ailem İstanbul’da yaşarken, ben ayda bir gidip geliyordum. 2018’de ilk defa yurt dışına çalışmaya gittiğimde kızım 4 yaşındaydı. Hem eşim ve kızım hem de benim için kolay bir süreç olmadı. Son çalıştığım şirket Kahire merkezli Homzmart’tı. Eticaret altyapısını yeniden yazdık, mobil uygulamalarını yeniden geliştirdik ve 23 milyon dolar yatırım aldık. Her şey kağıt üzerinde çok iyi gidiyordu ancak ailem ve benim açımdan öyle değildi. Günde 12-13 saat çalıştım ve 40 hafta sonu mesai yaptım. 86 kilo geldiğim Kahire’de 102 kiloya çıktım. Çok yorulmuştum ve bunalmıştım.

Dedim ki biraz ara vereyim. İstanbul’a dönerim, 5-6 ay ara veririm, dinlenirim, ailemle bir yaz tatili geçiririz, ondan sonra da Dubai’ye bu sefer ailecek taşınırız ve orada yine eticaret sektöründe bir yazılım firmasında çalışırım. Niyetim buydu. Eşim çok yorulmuştu, tek başına bir çocuğun sorumluluğunu alıyordu. Çocuğun hastalığı oluyor, okul durumu oluyor, vs. her şeyiyle tek başına ilgileniyordu. Eşim de çok yorulmuş ve yıpranmıştı bu süreçte.

2023 yılının Mart ayında herşeyi bırakıp ayrılma kararı aldım, İstanbul’a döndüm. Dediğim gibi niyetim 5-6 ay boşta kalıp, güzel bir yaz tatili geçirip, akrabaları ziyaret edip Dubai’ye ailecek taşınmaktı.

Mart 2023 seçimleri bitmişti. Türkiye kendi yol haritasını çizmişti, ben de böyle güzel güzel tatil planları yapıyorken ;

eşim o soruyu sordu: “Orhan, Amerika’ya mı taşınsak?”

Soru beklemediğim bir yerden geldi. 🙂 Dubai’ye yerleşecektik, hayırdır Amerika nereden çıktı?

“Ya hayatım,” dedi, “bak Tahran’da 3 yıl çalıştın, Dubai’de 1 yıl çalıştın, e Mısır’da da 2 yıl çalıştın. Bunların sana bize ne katkısı oldu?” “E para kazandık işte,” dedim. “Hayır, onu demiyorum, yani pasaport anlamında ne katkısı oldu?”

Hımmm…!!

Yani evet pasaport anlamında bir katkısı olmadı. Olamazdı da zaten. İran’ın kendi vatandaşları zaten başka ülke vatandaşlıklarına geçmeye çalışıyor.

Dubai’den bir vatandaşlık alamıyorsunuz. Dubai kızımızın geleceği için çok avantajlı bir ülke değil. En fazla güzel maaş alabilirim, güzel evlerde oturup güzel alışveriş merkezlerinde vakit geçirebilirim.  Evet, güzel yapay mekanları ziyaret edebilirim, ama daha fazlası yok. Özel bir gelecek vaat etmiyor. Hem meşhur bir söz var! Dubai’de kazanılan Dubai’de kalır!!! 

Türkiye, İran, Mısır çok yüksek enflasyonun olduğu ülkeler. Sürekli ekonomik çalkantı halinde. 2018’de Tahran’a gittiğimde 1 dolar 4 liraydı. İran para birimi 4500 Toman’dı, Mısır poundu 4.2 idi. Bugün, yani bu içeriği hazırladığım tarih 26 Haziran 2024 itibariyle 1 dolar 33 lira, 55,000 İran Tomanı ve 45 Mısır poundu. Yani bu para birimleri 10 kat değersizleşti.

Bir diğer konu eğitim. Kızım anaokulundan beri İstanbul’daki iyi kolejlerden birine gidiyor. 4. sınıfta başka bir koleje almıştık, okul harikaydı, eğitim öğretmenler harikaydı, okuldan çok memnunduk ve aynı okulda devam etmesini isteriz. Bununla birlikte bunun bir ekonomik yansıması var. İlkokul 4. sınıf için 360 bin lira ödedim (2023-2024 dönemi), o zamanki kurla 15 bin dolara denk geliyor ilkokul 4. sınıf.

15 bin dolar ilkokulun 1 yılı için çok büyük para, kaldı ki 5. sınıf için (2024-2025 dönemi) açıklanan fiyat 840 bin lira. Dolar kuru ile yaklaşık 26 bin dolar!

Sözün özü, eşim dedi ki: “Orhan, Amerika’ya taşınalım. Kızımız Amerika’da okusun. Hem doğal İngilizce-İspanyolca öğrenir,  hem okula para vermeyiz, hem dünya insanı olur hem de sen de teknoloji alanında kendi işini yaparsın.”

Biraz düşününce hiç de mantıksız görünmedi. Bir kere okul ücretsiz! İstanbul’da okula vereceğim 26,000$ ile 1 yıllık Amerika’da ev kiralayabilirim. (Evet kiraladım! 1849 * 12 ==> 22,188$ a 1 yıl evi kiraladım! üstelik 800MB internet ve ücretli TV de bedava!!!!!!!!!! kaç ünlemle isyan edeyim bilemiyorum! Siz anladınız onu!) Ayrıca, Amerika’ya taşınma teklifi eşimden geldi. Eee, patron ne derse o! Benim görevim şimdi bunu mümkün kılmak 🙂

Nisan 2023’te araştırmaya başladım. Amerika’ya taşınma işini sanki bir proje yürütüyormuş gibi yürütmeye karar verdim. Öncelikle ilk sorumuz: “Why? Neden?” Neden Amerika’da yaşamalıyım? Neden Almanya, Hollanda, Dubai değil de Amerika?

Verdiğimiz cevaplar şöyle: Amerika dünyanın en büyük ekonomisi, birçok iş fırsatları var, üniversiteye kadar okullar tamamen ücretsiz. Kendi durumumu değerlendirdiğimde kızımın ilkokul 3. sınıfı için yaklaşık 15 bin dolar vermiştim, bu paranın biraz üzerinde kira vererek kızımı Amerika’da okutmak bana daha anlamlı geldi. Kaldı ki daha sonradan ilkokul 5. sınıf fiyatı 840 bin TL olarak açıklandı, bu da yaklaşık 26 bin dolar yapıyor.

Arkadaşlar, benim Amerika’da 1 yıllık kiram 26 bin doların altında 🙂 Yukarıda okudunuz zaten, isyanımı ettim yine etmiycem aksiyona geçtim!

Artılar:

  • Üniversiteye kadar okul tamamen ücretsiz,
  • İş fırsatları var,
  • Dolar kazanıp dolar harcıyorsun,
  • Stabil-kararlı bir ekonomi,
  • Araçlar nispeten uygun fiyatlı, benzin ucuz,
  • Çalışkansan kazanç imkanı var ve sosyal stres az, gündem içinde boğulmuyorsunuz,
  • İşinize gücünüze odaklanıyorsunuz.

 

Eksiler:

  • Sağlık masrafları yüksek olabilir
  • Tanıdık yoksa yalnızlık riski var
  • Ah o güzel yemeklerimiz, olmayacak!
  • Dikkatli olunmazsa bir anda yükselecek dolar bazlı aylık sabit giderler.

 

Artılar ve eksileri ölçüp biçip tartıp, Neden Amerika sorusuna cevap verdikten sonra, bunu nasıl yapacağız? Amerika’ya nasıl taşınacağız? sorularına cevap bulmamız gerekiyordu.

Biz her şeyin tam anlamıyla yüzde yüz yasal olmasını istiyoruz. Hem benim hem eşimin anne babalarımız hayattalar. Amerika ile Türkiye arasında rahatça gidip gelebilmek istiyoruz. O yüzden iltica bizim için bir çözüm değil. Amerika’ya bir şekilde geldiğinizde bir gerekçe üretiyorsunuz veya gerçekten o gerekçeniz doğruysa, iltica süreci başlatabiliyorsunuz. Ancak bildiğim kadarıyla da 10 yıl boyunca da ülkenize gidemiyorsunuz. Bu bizim isteyeceğimiz bir şey değil.

Biz iltica yapmayı düşünmedik ve düşünmüyoruz. İltica etmek mecbur olanlar için bir insan hakkıdır bununla birlikte biz kendimiz için sıcak bakmıyoruz. Amerika devletinin sağladığı E1, E2, L1, H1B, EB1, EB2, birçok vize türü var. Bunlardan faydalanarak süreci ilerletmek ve dediğim gibi İstanbul Amerika arasında rahatça gidip gelebilmek istiyoruz.

Çok basitçe dedik ki, büyük risk almadan 2 arabamızı satalım, bir miktar yanına nakit de ekleyelim ve Amerika’ya o şekilde taşınalım. Alışamazsak işler istediğimiz gibi gitmezse veya kızımızla ilgili bir olumsuzluk gözlemlersek geri döneriz. Bizim için olmazsa olmaz değil nice to have! Olsa güzel olur ama olmazsa çok da üzülmeyiz.

Türkiye şartlarında kızımın okuluna, ilkokul 5. sınıf için (ki Türkiye’de orta 1 olacaktı) 26 bin dolar para vermem lazım. Onun yerine o parayı Amerika’da 1 yıl kira parası yaparım. Okula para vermem. Araba ucuz, benzin ucuz, rahatça bir araba alır orada kendi işimi yaparım diye düşündük.

Taşınma kararımızı verdikten sonra ben araştırmalara başladım. Yasal olarak Amerika’ya nasıl gideriz ve nasıl yasal olarak kalırız! Karşıma birçok vize türü çıktı. O kadar çok ki! Sanki Amerika gelelim diye çırpınıyor! 170 den fazla vize türü var! Alfabe yetmiyor.

B1/B2 Vizesi:

B1 kısa süreli iş seyahatleri için verilen vize, B2 ise turistik ziyaretler için verilen vize türü. Genelde 10 yıllık veriliyor ancak ülkede en çok 6 ay kalabiliyorsunuz.

E1 Ticaretçi Vizesi:

Amerikan vatandaşı ve green kartı olmayan Türk vatandaşlarının alabildiği bir vize türü. İstanbul Konsolosluktan alırsanız 5 yıl süreyle, Amerika içinde statü değişimi yaparsanız 2 yıl süreyle verilen bir vize. Şartı şu ki, ticaretinizin %50’den fazlası Türkiye ile Amerika arasında gerçekleşmeli.

E2 Yatırımcı Vizesi:

Türkiye ile Amerika’nın ticari anlaşmaları gereği Amerika’da bir iş yatırımında bulunacak kişilere verilen vize türü. İstanbul Konsolosluktan alırsanız 5 yıl süreyle, Amerika içinde statü değişimi yaparsanız 2 yıl süreyle verilen bir vize.

E5 Yatırımcı Vizesi:

Amerika’da bir ticari işletmeye en az 800,000 dolar yatırım yapılmasını gerektiren bir yatırımcı vizesi. Sonunda green karta giden bir vize türü.

H-1B Vizesi:

Lisans, master, doktora dereceniz ya da 12 yıllık iş tecrübeniz ile bir sponsor aracılığıyla Amerika’da çalışmanıza olanak tanıyan geçici bir vize türü.

O-1 Olağanüstü Yetenek Vizesi:

İsminden de anlaşılacağı üzere ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi tarafından belirlenen alanlarda yetenek ve başarıya sahip olan bireylerin başvurabileceği göçmen olmayan bir vize türü.

EB-1 Vizesi:

Amerika Birleşik Devletleri’ne göçmen olarak gelmek isteyen ve yüksek düzeyde yeteneklere veya olağanüstü başarılara sahip bireylere özel bir vize türüdür.

EB-2 Vizesi:

Akademisyenler için Green Card seçeneği sağladığı gibi, üstün yetenekli sanatçılara, bilim insanlarına, iş insanlarına ve alanında uzman kişilere Amerika’da daimi ikamet imkanı sunan bir vize türü.

EB-3 Green Card:

Yabancı çalışanların Amerika Birleşik Devletleri’nde kalıcı olarak yaşamalarına ve çalışmalarına izin veren bir göçmenlik vizesidir. Vasıflı, vasıfsız ve özel sponsorlu türleri vardır.

Ben bu vize türlerinin hepsini derinlemesine araştırdım. Ciddi ciddi ders çalıştım arkadaşlar, hem zaman hem de para harcadım. 🙂 Marmara Üniversitesinden 2002’de mezun oldum, 44 yaşındayım ve mezuniyetimden beri bu kadar kapsamlı ders çalıştığımı hatırlamıyorum. Hatta ilerleyen zamanlarda Amerika’dan 2 avukat gelmişti. Onlara bir içerik hazırlayıp göndermiştim, vize türlerini kapsamlı açıklamıştım ve hangisini neden düşündüğümü izah etmiştim. O dökümanımı eğitim dökümanı olarak kullanmaya karar vermişler. Bu da hoşuma gitti doğrusu. 🙂

Konumuza dönersek, saydığım vize türleri benim şartlarım için anlamlı olacak vize türleriydi. Mesela bir öğrenci vizesi benim için anlamlı değil, mesela bir iltica etme seçeneği benim için anlamlı değil düşünmedim ve düşünmüyorum da. Elimde şansıma çıkmış bir green kartım da yok. Hatta ve hatta ne benim ne de ailemin Amerika turist vizemiz bile yoktu.

Evet, Nisan 2023’te araştırmalara başladığımda ben dahil ailem de hiç kimsenin Amerikan turist vizesi de yoktu. Bir tek parantez açayım, GittiGidiyor.com eBay Türkiye’de çalışırken 2011’de 10 günlüğüne Amerika’ya bir konferansa gitmiştim. 2011’de B1/B2 turist vizesini almıştım ancak o vize 2021 yılının Haziran ayında dolmuştu.

Amerika’daki Türk ve Amerikan birkaç avukatlık firmasıyla görüşme yaptım. Durumumu anlattım, kariyer geçmişimi anlattım. O-1 Olağanüstü Yetenek Vizesi bize ilk etapta yakın gibi geldi. O1 vizesi 3 yıllığına veriliyor, Türkiye’ye rahat gidip gelebileceğim kendi alanımda çalışabileceğim bir vize türü. Ancak green karta gitmiyor.

Green karta gitmek ne demek derseniz şöyle anlatayım:

Arkadaşlar! Green kart sahipleri seçme hakkı haricinde Amerikan vatandaşlarının sahip oldukları tüm tüm tüm haklara sahiptirler. Sadece Amerikan pasaportları yoktur. Green kart aldıktan 5 yıl sonra Amerikan vatandaşlığına başvurabilir. %99.99 ihtimalle Amerikan vatandaşlığını alabilir ve hem Türkiye hem Amerikan pasaportuna sahip olabilir. 21 yaş altındaki çocukları da Amerikan vatandaşı olurlar. Evliyse eşi de Amerikan vatandaşı olur.

Çifte vatandaş olarak isterseniz Türkiye’de isterseniz Amerika’da, isterseniz de dünyanın istediğiniz yerinde yaşayabilirsiniz. İsterseniz Amerikan pasaportunuzla istediğiniz her yere gidebilirsiniz.

Az önce saydığım vize türlerini iki temel gruba ayırabiliriz arkadaşlar: Göçmenlik Niyeti Taşıyan ve Taşımayan Vizeler:

Göçmenlik Niyeti Taşımayan Vizeler:

  • B1/B2 turist vizesi,
  • E1 ticaretçi,
  • E2 yatırımcı,
  • O1 yetenek vizeleri.

Göçmenlik Niyeti Taşıyan Vizeler:

  • EB1, EB2, EB3, EB5 ve E5 vizeleri,
  • Green karta giden vize türleridir ve göçmenlik niyeti taşırlar.

 

Subscribe Pattern
Subscribe Pattern

Bültenimize Abone Olun

Amerika vizeleri ve içeriklerimizden haberdar olun!

Vizeler için diğer bir değerlendirme konusu, vizenin Türkiye’deki konsolosluktan mı alınacağı yoksa Amerika’ya giriş yaptıktan sonra statü değiştirilerek mi alınacağı.

Şunu belirtmem lazım, eğer Türkiye’den alacaksak bu bir vizedir ve pasaporta basılır. Mesela E1 ve E2 vizeleri bu türdendir. Eğer bu vizeleri Türkiye’den alırsak, 5 yıllığına verilir, 2 yılda bir yenilenmelidir ve Amerika’da sürekli bulunmamızı gerektirmez. İstediğimiz zaman ülkemize gidip gelebiliriz. İşimiz gereği zaten bunu yapmamız da gerekebilir.

E1 veya E2 vizesini konsolosluktan almanın zorluğu, birincisi, daha fazla yatırım miktarları gerektirmesi, ikincisi ise konsolosluğun çok daha detaylı inceleme yapmasıdır. Yani yaptığınız işe hakim olmalıyız ve anlatabilmek gerekir.

Vize’nin alternatifi, Amerika içinde statü değişimidir. Avantajı nedir derseniz, daha düşük yatırım miktarlarıyla statünüzü değiştirebilirsiniz. Diyelim ki turist olarak Amerika’ya geldiniz, iş fırsatı gördünüz, yatırımınızı yaptınız ve bir avukatlık firması aracılığı ile E2 statü değişimine başvurabilirsiniz. Ancak unutmayın bu bir vize değildir. Pasaporta basılmaz. Statü; belirtilen yasal sürelerde ülke içinde bulunduğunuz sürece geçerlidir. Ülkeden çıktığınız anda statü biter.

Ben kendi durumumu incelediğimde avukatlar O1 Yetenek Vizesi’ni önermişlerdi. Daha sonra en son görüştüğüm avukatlık firması O1 yerine bir üstü olan EB1’e daha uygun olabileceğimi değerlendirdi. EB1A için şartlar biraz daha ağır ama bana uyduğunu belirttiler:

Avukatlık firmasıyla görüşüp karar verdikten sonra firmaya ilk ödememi yaptım ve EB1A green kart sürecimizi başlattık. EB1A arkadaşlar çok dosya ve içerik yoğun bir vize türü. Green karta gidiyor. Aslında Amerika devletine diyorsunuz ki, “Bak ben direktör seviyesinde çalıştım, maaş ortalamam kendi alanımdaki insanların çok üzerinde, önemli uluslararası kuruluşlarda jüri üyeliği yaptım, alanımda önemli katkılarım var ve uluslararası tanınırlılığım var. Sizin ülkenize gelip kendi alanımda çalışmalarımı devam etmek istiyorum,” diyorsunuz.

Kendi özgeçmişime baktığım zaman evet bu kriterleri sağlayabildiğimi gördüm, onunla ilgili dokümantasyon ve evrak toplama sürecine girdim. Tabi bu işlere başladığımızda ben dahil ailem de hiç kimsede vize yoktu. Dolayısıyla benim kafamdan geçen 6-8 ay içinde bu işi Türkiye’den neticelendiririz ve 2024 yaz ayında Amerika’ya taşınırız şeklindeydi. Eğer Amerika göçmenlik bürosu başvurumu reddederse, Dubai’ye yerleşiriz ve orada hayatımıza devam ederiz şeklinde bir B planım vardı.

Fakat süreç ilginç bir şekilde ilerledi. Önce kendim için Amerikan turist vizesine başvurdum. 1 yıl sonraya randevu vermesini bekliyordum. Ancak vize randevu ekranı dedi ki, “Gelmene gerek yok, şu şu evrakları hazırla bize postala, eğer gerekirse biz seni çağırırız.” Çünkü 2021’de süresi dolmuş olan Amerikan vizemin üzerinden 4 yıl geçmediği için vizemi yenileme hakkı verdiler. Böylece 2 hafta içinde yeni 10 yıllık vizem geldi.

Vize ekranı aynı zamanda diyordu ki, 14 yaş altı çocuğun varsa onun için de posta yoluyla vize verebiliriz. Kızım 9 yaşındaydı, onun da evraklarını hazırladım ve posta yoluyla konsolosluğa gönderdim. Kızımın da 10 yıllık turist vizesi Temmuz ayı içinde evimize geldi.

Bir tek eşimin vizesi yoktu. Ağustos 2023’te de kendisi için Amerikan vizesi başvurusunda bulundum. Ağustos 2024’e gün verdiler. Yani tam 1 yıl sonraya. Randevu ekranına girerek vize tarihlerini öne çekebiliyorsunuz. Ben de bunu yaptım, her gün randevu ekranına günde birkaç defa girdim.

Ve Eylül 2023’e tarihi çekebildim. Azimle uğraşınca oluyormuş. 🙂

Eşimi de vize görüşmesine hazırladım. Birlikte pratik yaptık. Potansiyel sorular, vs. çalıştık. Altın kural şuydu: kendine güven! dürüst ol! kısa ve kendinden emin cevaplar ver.

Kendisi vize görüşmesine girdi, klasik soruları sormuşlar:

  • Neden Amerika’ya gitmek istiyorsun?
  • Daha önce yurt dışına gittin mi?
  • Neden gittin yurt dışına?
  • Kiminle Amerika’ya gideceksiniz?
  • Ailende Amerikan vizesi olan var mı?
  • Amerika’da ne kadar kalacaksın?
  • Amerika’da nerede kalacaksın?

Eşim sorulara cevapları vermiş ve vize memuru vizesini onaylamış. Eşim de 10 yıllık B1/B2 Vizesini aldı ve Ekim 2023’te vizesi basılmış pasaportu elimize geçti.

Ekim 2023 itibariyle ben, eşim ve kızımın 10 yıllık turist vizelerini almış olmamız durumumuzu değiştirdi. İlk durumda diyorduk ki Türkiye’den EB1 green kart başvurusu yaparız, olumlu olursa Amerika’ya gider, hayatımıza başlarız, olumsuz olursa Dubai’ye yerleşiriz.

Ancak şimdi üçümüzün de vizesi vardı. Ve Amerika’ya turist olarak gidebilirdik. Turist olarak gittikten sonra orada gezer, iş ve yaşam durumunu inceleyebilir, hoşumuza giderse kalmanın yollarını düşünebilirdik veya hoşumuza gitmezse ülkemize dönebilirdik.

Avukatla görüştükten sonra planlarımızı E2 + EB1 olacak şekilde güncelledik. Yani Amerika’ya turist olarak gideceğiz, kendi alanımda bir yatırım yapacağım ve yasal statü alacağız ardından da EB1 dosyamız işleme alınacak.

Bu plan çerçevesinde ben E2 yatırımcı statüsü için gerekli araştırmalara başladım. E2 yatırımcı statüsünü Türkiye’den vize alacak şekilde yapmak için zaman yeterli değildi ayrıca maliyeti yüksek olacaktı. Onun yerine Amerika içinde E2 yatırımcı statü değişimine odaklanmaya karar verdik.

Tabi bunun için ne kadar bir bütçe ile hangi iş koluna yatırım yapılması gerektiğini araştırmam gerekiyordu.

  • TIR yatırımı,
  • Food Truck yatırımı,
  • Restoran / Kafe yatırımı,
  • Turo ile araç kiralama işi,
  • Berber / Kuaför
  • Eticaret – depo kiralayarak eticaret yatırımı.

 

Bunların hepsini derinlemesine araştırdım. TIR için ikinci el tır yatırımı yapmaya karar verdiğimde aşağı yukarı 90 bin dolar gibi bir miktara ihtiyaç olduğunu gördüm. Food Truck için 60-80 bin dolar arası bir yatırıma ihtiyaç var. Restoran / Kafe 100 bin doların üzerinde. Turo ile araç kiralama 50-60 bin dolar bandında. Eticaret yatırımı ise aşağı yukarı 60-80 bin dolar bandında olduğunu gördüm.

E2 yatırımcı statü değişiminde aslında belirli bir yatırım alt miktarı yok. Yapılacak iş ile yatırım miktarının anlamlı ve uyumlu olması gerekir. Örneğin ben teknoloji direktörüyüm, eticaret ve onların teknoloji altyapısının yazılması ile geçti son 15 yılım. 30 bin dolar sermaye ile bir danışmanlık şirketi kurabilirim. Web siteleri yapıp eticaret danışmanlığı verebilirim. Önemli olan benim ortaya koyduğum yatırım miktarıyla anlamlı bir para kazanabiliyor olmam ve istihdam yaratabilmem.

Aylık 3 bin dolar fatura kesebildiğim 20 müşteri bulmam demek, ayda 60 bin dolar ciro yaratacağım anlamına gelir. Bunun için bana lazım olan 4 bin dolar maaşla 3 Amerikalı personel çalıştırdığımda, 12 bin dolar çalışan giderim olur. Ofis giderleri, reklam ve diğer giderleri katarsanız 20 bin dolar toplamda gider, 60 bin dolar gelir olur. Aylık bize 40 bin dolar kalması demektir ki bu küçük bir işletme için anlamlı bir ticarettir.

Rakamları örnek olması açısından verdim.

Veya eticaret için örnek vermem gerekirse 70 bin dolar sermaye ile eticaret şirketimi kurabilirim. 30 bin doları ile mal satın alıp Amazon, Etsy, eBay veya kendi web sitem aracılığı ile satabilirim. Ortalama %15 karlılıkla çalışmam halinde ve %15 karlılık ve 45 günde tüm stoğu erittiğimi farzedersek, 470 bin dolar ciro çeviririm ve 30 bin dolarımı toplam 90 bin dolara çıkarmış olurum.

Hayat tabi ki pürüzsüz değil, sorunlar çıkacaktır ancak bunlar iş planlaması açısından sağlıklı rakamlar.

Araştırmalar, hesaplar ve kendi kariyer geçmişimle de uyumlu olacağını düşündüğüm eticaret danışmanlığı, kendi Amazon, Etsy, eBay mağazalarımdan satış ve bu yolda yatırım yaparak ilerlemek bana daha anlamlı geldi. Avukatımla da konuştuktan sonra bu şekilde ilerleyebileceğimize karar verdik.

Amerika’da ne iş yapacağım? Şimdiye kadar ne yaptıysam aslında aynı şeyi yapacağım. Yazılım geliştirme, eticaret ve bunların danışmanlığı. Kendi bildiğim 20 yıldır yaptığım işi yapmaya devam edeceğim.

Her işin artı ve eksileri var: TIR, foodtruck, kafe/restoran, araç kiralama, eticaret… Bunların hepsi yapılabilir. Başka işler de mutlaka gündeme gelecektir. Hepsi kendi içinde artılar ve eksiler barındırıyor. Hiçbiri bana, sana bizlere maaşlı eleman olmanın kafa rahatlığını vermez. Hepsinde bir ticaret yapıyor olmanın riskini taşıyor olacağız. Amerika girişimci ruhlu insanların ülkesi. Kimisi el ve beyin emeğini koyar kimisi parasını sermayesini yatırır. Risk alır, riskler ölçülebilir öngörülebilir ise mutlaka zaman içinde sabırla artıya doğru ilerleyecektir.

Bu anlattıklarımdan hareketle, Amerika’da ne yapacağımızı da seçmiş olduk. Ne kadar yatırım yapacağımız da aşağı yukarı belli oldu. 60-70 bin dolar sermaye ile, eticaret yatırımı yapacağız, mal alıp satacağız, yanında eğitim ve danışmanlık hizmetlerini de ekleyerek gelir kaynaklarımızı çeşitlendireceğiz. Bunun için Türkiye’de ve Amerika’da bir ekip kurmak gerekecek. Şu an bir arkadaşımız Amerika’da bize katıldı, Türkiye bacağında da yine bir arkadaşımız bize destek verecek.

Zaman içerisinde Türkiye’deki firmalarımız Amerika’ya ihracat yapabilmelerinin önünü açmak istiyorum. Türk girişimciler kendi ülkemizde üretsinler, biz de onların e-ihracat yapmalarına hizmet edelim.

Tabi bunun yanında geliştirdiğim bir de yazılım var. Yine online alışveriş yapanlar ve online satıcılarının hoşuna gideceğini düşündüğüm bir sistemi de yazmaya devam ediyorum. Onu da yakında yayına alacağız. Bakarsınız o projemizde bir yatırımcı bulur ve kendi takımıyla yoluna devam eder.

Bu yol haritasını hazırladıktan sonra Türkiye’den yapılması gereken işlemler vardı. Amerika’ya geldiğinizde ilk 90 gün avukatınız bir adımda bulunamayacak. Ancak şirketinizi daha gelmeden Türkiye’deyken kurmanız iyi olur. Zaman kazanırsınız. Benim zaten bir şirketim var Amerika’da. Adresi, telefonu, vergi numarası olan yasal bir şirket. Amazon satıcı hesabını bu şirketim üzerine açmıştım. Hatta üzerinden bir vergi dönemi geçtiği için şirketimin vergi beyanını da IRS’e yapmıştım. Ancak E2’yi bu şirketim üzerine açmak doğru değil.

Neden mi? Çünkü E2 yatırımcı statü değişimini alacaksam bunu eşimin üzerine almam daha doğru bir hareket olur. E2 yatırımcı statü değişimini, eşimin üzerine kurulu şirket üzerinden alırsam, eşim E2 yatırımcısı oluyor SSN yani vergi numarası geliyor ancak kendisi sadece kendi şirketini yönetebiliyor ancak başka hiçbir şirkette çalışamıyor.

Fakat bana E2 yatırımcısının eşi durumunda hem SSN geliyor hem de çalışma izni.

Bu büyük bir avantaj açıkçası. Özetle eşim kendi şirketinde patron olacak, bana ise SSN ve çalışma izni gelecek. Ben istersem Amazon’da Google’da Facebook’da veya herhangi bir eticaret veya yazılım şirketinde işe girebileceğim. Bu çok büyük bir avantaj. Eğer işlerimiz umduğumuz gibi gitmez ise, benim bir şirkette yasal olarak işe girip çalışabilmemin önü açılmış olacak.

O sebeple Türkiye’deyken eşim için de bir şirket kurdum. Eyalet seçimi, şirket adresi telefonu alma, websitesinin açılması maillerinin açılması, banka hesabının açılması vs. tüm işlemlerini yaptım. EIN için de başvurdum. Ve biz Amerika’ya gelmeden önce eşimin şirketi de hazır olmuş oldu.

Arkadaşlar, bu hazırlıkları yapmadan Amerika’ya gelmek sıkıntı olabilir. Banka hesabınızı açmak da ev kiralamak da sıkıntı yaşayabilirsiniz. Hele de hiç tanıdığınız yoksa ne nerede nasıl yapılır bilmiyorsanız hele hele İngilizceniz de yoksa çok sıkıntı çekebilirsiniz.

Bank of America’dan biz hesaplarımızı açtık, maalesef yan odadaki Türk ailenin isteğinin reddedildiğini ve hesaplarının açılmadığını duyduk. Üzüldüm doğrusu ama kendileriyle konuşma fırsatı bulamadım.

Tüm bu hazırlıklar devam ederken sıra seyahat planlamasına geldi. Yaşayacağımız eyaletin seçimi, o eyalette nerede yaşayacağımız, otelin kiralanması, uçak biletlerinin alınması, arabanın kiralanması.

Teknoloji sektöründe çalışıyorum, yazılımcı kökenliyim aslında ilk gitmeyi düşüneceğim yer Kaliforniya olurdu. 2011’de gitmiştim ve çok sevmiştim. Ancak, Kaliforniya pahalı bir eyalet. 3 kişilik bir ailenin Amerika’da hayata başlaması için gereken minimum tutarlar yüksek.

O yüzden Texas’ı seçtim. Texas’da da Dallas, Houston, Austin seçenekleri vardı. Austin yine teknoloji firmalarının öne çıktığı bir şehir ancak Türk nüfusunun fazla olduğu, Türk marketlere erişebileceğimizi de düşünerek Houston’ı seçtik.

Bir diğer faktör okul puanları. Kızım için Texas Houston’daki tüm okulların listesini aldım, tek tek inceledim. Texas’da okul puanları 100 üzerinden değerlendiriliyor. 90 puan üzerindeki okulların listesini alıp konumlarını inceledim.

Texas’da okullar adrese dayalı, aynı adres bölgesinde 90 puan ve üzeri ilkokul ve ortaokulların olduğu yerleri, o bölgelerdeki kiralık ev fiyatlarını listeledim. Okulların Google Street View ile sokaklarını gezdim. Türkiye’deyken olabildiğince bilgi toplamaya çalıştım.

Kızımın okulunu baz alarak, oturacağımız yeri, kiralayacağımız oteli vs. belirledim. Oteli ve aracı kiraladım ve uçak biletlerini satın aldım. Gelmeden önce yine kızımın Amerika’da okul kaydının yapılabilmesi için doğum belgesi, aşı kartı, transkripti gibi belgeleri hazırlattım ve apostillerini yaptırdım. Bu da biraz zaman alan bir süreç, bol bol devlet dairelerine gidip gelmek gerekti. Bunun yanında kendimizle ilgili de birçok belgeyi hazırladık, kendim için eşim için. Verilmesi gereken vekaletleri verdik.

İstanbul’daki düzenimizi bozmadık. Her şey olduğu gibi duruyor. Sadece Passat ve Tiguan 2 aracım vardı onları sattım dolara çevirdim. Nakitlerle de birleştirip 3 ayrı bankaya yatırdım. Gelmeden Garanti Bankası’ndan American Express Premium kredi kartı aldım. Ve Garanti Bankası’ndaki ana hesabımı dolara çevirdim.

Bana ve eşime ait Amerika’da iki şirketimizin tüm evraklarının çıktısını alıp dosyaladım.

Tüm bu evrak, rezervasyon işlerini bitirdikten sonra 3 Haziran’daki Houston uçuşumuzu beklemeye başladık.

Tarihler 3 Haziran 2024’ü gösterdiğinde sabah 8 uçağıyla Houston’a doğru yola çıktık. Sadece 3 bavul hazırladık. Yanımıza çok bir şey almadık. Amerika’ya insenizde havalanından geri çevrilme ihtimaliniz var. Biz 8-10 bavul hazırlayıp kendimize hem yük yapmak istemedik hem de yanlış anlaşılmalara yol açılmasın dedik.

Pasaport memuru Amerika içine girişlerimizi onayladı, 6 aylık oturum verdi. Aralık ayına kadar teknik olarak burada kalma hakkımız var. Yolculuk çok uzun 12 saat sürüyor. Bir tüpün içinde 12 saat geçirince, insan ister istemez çok düşünüyor. Eşimde kızım da aynı şekilde. İnsanın aklında çok şey geçiyor. İyi mi yaptık, kötü mü yapıyoruz? Niye gidiyoruz? Ailemizden bu kadar uzaklaşmaya gerek var mıydı? Hemen dönsek mi acaba? Sorular da sorular.

İlk hafta benzer psikolojik savaşla geçiyor. Yer yadırganıyor. Yattığınız yatak yadırganıyor. Tuvalet zaten ayrı bir olay, taharet musluğu yok onunla ayrı uğraşıyorsunuz. Otel ortamındasınız, evinizin konforu yok. Sürekli bir koşturma halindesiniz. Bir de bünye garip tepkiler verebiliyor, mesela kabız olabilirsiniz. Tuvalete çıkmakta sorunlar yaşayabilirsiniz. Psikolojik olarak çok git-gel yaşayabilirsiniz. Hepsini yaşadık. Luna parklardaki o inişli çıkışlı trenler gibiydi ruh halimiz. İşin maddi ve fiziksel kısmını yönetmenin yanında psikolojiyi de yönetmek çok önemli. O esnada tecrübeli bir el size yardım etmeli, psikolojik destek vermeli, aksi halde hızlıca dönme kararı alabilirsiniz.

Yurt dışında çalışırken, İstanbul’a 1 haftalığına geldikten sonra tekrar tek başıma Kahire’ye gidişimde benzer psikolojiye kapılıyordum. Bir hüzün, acaba, neden, gerek var mı? Bir ruh haline bürünebiliyor insan. Kendi kendime şunu öğretmiştim: “Eve aldıktan sonraki ilk 1 hafta robot gibi ol. Hissizleş. Aksi takdirde yaptığın her şey boşa gidecek.”

Bu taktik çok işime yaradı. Bu şekilde 6 yıl yurt dışında tek başına çalışabildim. Şimdi aynı taktiği Amerika’ya gelince uyguladım. Eşim ve kızıma da telkin ettim. 1 hafta acele karar vermeyin, hatta 2 hafta verin kendinize. 2 hafta içinde olmazsa İstanbul’a sizi geri götüreceğim!

Amerika’daki ilk birkaç gün hem kendimi hem eşim ve kızımın tepkisini görmek için büyük kararlardan kaçındım. Sadece araştırmayla geçti süre. İlk tepkiyi kızım havalanında daha indiğimizde pasaport kuyruğunda vermişti. Pasaport sırasında ağlamaya başladı. “Ben İstanbul’a dönmek istiyorum,” dedi! Sanırım o an anladı ki evinden gerçekten uzaklaşmıştı. Okulu, öğretmenleri, arkadaşları, kuzenleri, babaannesi, anneannesi, dedeleri… Herkes uzaktaydı. Sarıldık, anlatmaya çalıştık, ama acaba hep böyle mi olacak diye de eşim ve ben endişe ettik doğrusu. Benzer bir psikoloji eşimde de vardı. Onun içinde zordu çünkü ilk kez ailesinden bu kadar uzaklaşmıştı. Doktorlarına istediği rahatlıkta ulaşamayacaktı, ilaçlarına, kuaförüne, arkadaşlarına, kardeşlerine, anne babasına ulaşamayacaktı. Kendisine göre kurduğu dünyadan çok uzaklara gelmişti.

Eşimin temel motivasyonu kızımız için daha iyi bir gelecek hazırlama ihtimaliydi. Bunun için ciddi zorluğa ve sıkıntıya katlanmaya razı oldu. Bizler 40 yaşımızı geçmiş insanlarız. Çalıştık, bedel ödedik, kendimize göre bir varlık da oluşturduk. Türkiye için iyi bir standartta yaşayan insanlardık. Ancak kızımızın geleceğinden emin olamıyorduk. Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür, dünya ile bütünleşmiş bir genç olarak yetişmesi en büyük arzumuz. Anne-baba olarak çocuğumuzun geleceği için endişeliydik. İyi eğitim alabilecek mi? Okulunu bitirdiğinde iş bulabilecek mi? Veya kendi işini kurabilmek için fırsat eşitliği yakalayabilecek mi? Bulduğu iş kendisine yeterli hayat standardını sağlayabilecek mi? Türkiye’de hepiniz maddi manevi içinde bulunduğunuz durumu değerlendirebilirsiniz. Biz de aile olarak değerlendirdik ve Amerika’ya çocuğumuz için taşınmaya karar verdik.

Amerika’da ilk hafta kendi kendimizi, psikolojimizi, Amerika’da kalmak isteyip istemediğimizi yoklarken bir yandan da buraya geliş amacımız olan kızımızın okullarını gezmeye başladık. Birkaç gün sadece okul gezdik. Okulların bulundukları bölgelere, evlere baktık. Kiralık ev fiyatlarına baktık. Çevrelerindeki market, eczane vs. ne varsa incelemeye çalıştık.

Bir de Houston’dan Austin’e gittik. Austin, Texas’taki başka bir şehir. Houston’un 250 km kuzeyinde kalıyor. Houston’da mı yoksa Austin’de mi yaşamak daha iyi olabilir, onu inceledik. Bizim için Houston ağır bastı ve Houston’a geri döndük.

Houston’a geri döner dönmez ilk iş olarak banka hesabımızı açmak için bir bankaya gittik, ancak maalesef turist vizemizle açılamayacağını öğrendik. Farklı banka veya şubelerini dolaşıp şansımızı deneyebileceğimiz söylendi. Doğrusu biraz canımız sıkıldı, ancak ben konuyu detaylarıyla anlatıp Türkiye’de yaptığımız hazırlıkları ve sürecin detaylarını anlattığımızda o zaman yapabileceklerini, hesaplarımızın açılabileceğini söylediler.

E1, E2 vs. düşünüyorsanız arkadaşlar, hazırlıklara Türkiye’den başlamanız sizin için iyi olur. Aksi halde Amerika’ya geldiğinizde banka hesabının açılamaması veya sürelerin çok uzaması gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Eğer tanıdığınız bağlantınız varsa süreç sizin için farklı ilerleyebilir, ancak bizim doğrudan bir tanıdığımız yoktu. Ancak yine de bir şekilde banka hesaplarımız açıldı. Debit kartlarımız ve kredi kartlarımız tanımlandı.

Burada kredi kartıyla ilgili önemli de bir detay vereyim. Bizim gibi B1/B2 vizesi ile Amerika’ya girip banka hesabı açtığınızda ilk etapta kredi kartı alamayacaksınız. Veya Secure Credit Card denen bir kart tipi alacaksınız. Secure Kredi Kartı şöyle ki, siz hesaba mesela 6 bin dolar bloke ediyorsunuz ve kendi bloke ettiğiniz paranın %10-30’u arasında bir harcama yapıyorsunuz ve o blokeli kısmı hesapta tutup kredi kartı borcunuzu ödüyorsunuz. 6-7 ay sonunda ise Secure Kredi kartını normal kredi kartına çevirmek için istekte bulunuyorsunuz. Dediğim gibi bizde böyle bir durum olmadı, hem eşim hem de bana ayrı ayrı normal kredi kartı verildi.

Banka hesabının açılması, debit ve kredi kartlarımızın alınmasından moralimiz çok yükseldi. Ve Houston’da kalma isteğimizi artırdı, aksi bir durumda yalnızlığın ve psikolojik etkenlerin yarattığı durum ile hızlıca İstanbul’a dönüş kararı alabilirdik. Ancak dediğim gibi banka adımı başarıyla tamamlandı.

3 Haziran’da Houston’a gelmiştik, 7 Haziran’da banka hesaplarımızı cuma günü açmıştık, cumartesi ve pazar günleri ev baktık. Ev kirası için aylık 2 bin dolar bütçe ayırmıştım. O yüzden apartman tarzı evlere ağırlık verdik. Single house’lar 3-5 bin dolar bandında olduğu için onları hiç listeye almadım. Ayrıca ilk taşındığımızda single house’da oturmak yerine, bir site içerisinde güvenlikli bir ortamda kalabalık insan grubunun içinde olmayı daha çok tercih etmiştik. Bir bakıma İstanbul’daki gibi bir site ortamı arıyorduk.

İlk gittiğimiz ev SSN ve kredi geçmişimiz olmadığı için bizi reddetmişti. 2. gittiğimiz ev ise banka hesabımızda bizden yüksek miktarda bir para göstermemizi talep etti. 2. ev de olmamıştı ve morallerimiz iyice bozulmuştu, üstüne bir de kiraladığımız otelin süresi dolmak üzereydi. Dedim ki 1 hafta daha verelim kendimize, şansımızı zorlayalım. Oluyorsa olsun, olmuyorsa İstanbul’a geri dönelim dedik.

Aldığımız bu karardan sonra otelin süresini uzattım, 7 günlüğüne uzattım. Oteli 4 gün uzatacaktım, ancak 7 gün uzatırsam daha avantajlı olacağını söylediler ve 7 gece için 450 dolar ödemiş oldum. Bu arada otel odamızdan bahsetmek gerekirse, çalışma masası, sandalyesi, büyük buzdolabı, ocak ve mikrodalgası vardı. İlk günler işimizi oldukça gördü, çayımızı bile yaptık, nispeten de uygun fiyatlıydı.

Ayın 8’inde cumartesi günü sabah 3. karar kıldığımız eve bakmak için geldik. Çok erken gelmiştik ve müşteri ofisi sabah 10’da açılıyordu. Okulun tekrar etrafını gezmeye gittik ve civar yerleri de arabayla gezdik. Saat 10:15 gibi görüşmeye geldik. Durumumuzu anlattık. İstanbul’dan geldiğimizi, SSN ve kredi skorumuz olmadığını ancak banka hesabımızın açıldığını anlattım ve ev kiralamak istediğimizi söyledik. 3. gittiğimiz ev 2 depozito, ilk kira ve başvuru ücretlerinin ödenmesi halinde kiralayabileceklerini söylediler. Evi gösterdiler, baktık, hoşumuza gitti ve evi kiraladık. 10 Haziran itibariyle kira kontratımız başladı. Yani Houston’a geldikten 4 gün sonra banka hesaplarımızı, 7 gün sonra da evimizi kiralamış olduk. Üçüncü Ev kiralarken de bizi sevindiren ufak bir detay oldu. Türkiye’de hazırlıkları doğru yapmışız ki, sistemlerine bizim bilgilerimizi girdiklerinde 2 depozito ödemenin de gerekmediği söylediler.

Yani ilk ayın kirası ve başvuru ücreti olarak 1444 dolar ödemeyle evimizi tuttuk. Sonraki aylardaki kiramız 1849 dolar olacak. Üstelik kiraya, ev televizyon ve 800 megabit internet bağlantımız da dahil. Normalde ekstra 80 dolar vermemiz gerekecekti bunlar için.

Herhangi bir toplu ödeme vs. yapmadık, bu bizi çok rahatlattı. 12 aydan daha kısa sürede ayrılmamız gerekirse 1 ay önceden haber vermek şartıyla da ayrılabileceğiz.

Böylece Texas Houston’ın Cypress / Bridgeland bölgesinde evimizi kiralamış olduk. Bu arada, Cypress/Bridgeland çok güzel, hem yeşil hem de nezih bir yer. Denize aşağı yukarı 80 km uzaktayız. Aşırı bir nem hissetmedik ancak sıcaklık olarak Haziran ayı için oldukça sıcak bir havası var. Okul puanı olarak da 100 üzerinden 96 puanlı bir okulun bölgesinde evi kiralamış olduk. Okul çok geniş ve güzel bir arazide kurulu. Dikdörtgen şeklinde çok geniş bir arazisi var. Ortasında 1 büyük stadyum ve etrafında çim idman sahaları var. İlkokul, ortaokul ve lise de aralıklı olarak yan yanalar. Okullar adrese dayalı öğrenci kabul ettiği için, ileriki yıllarda başka yere taşınmamıza gerek kalmayacak. Ev ile okul arası 4 km ve arabayla yaklaşık 6 dakika mesafede. Çocuklar için ücretsiz devletin servisi var. İstersek kendimiz götürebiliriz istersek de devletin servisini ücretsiz kullanabiliriz. Ve en güzel ve rahatlatıcı yanı, eğitim tamamen ücretsiz.

8 Haziran cumartesi günü evimizi kiraladıktan sonra pazartesi günü ilk iş tekrar okula gidip ilgili görevliyle konuştuk. Bizi alıp okulu gezdirdiler. Sınıfları tek tek anlattılar. Kızımızla konuşup onunla ilgilendiler. Kayıtların nasıl olacağını da anlatıp bizi uğurladılar. Sanki bir özel okul gibi ilgiliydiler ve gerçekten çok memnun kaldık.

Türkiye’den gelmeden ben kızımın tüm evraklarını hazırlamıştım: doğum belgesi, aşı kartı, transkript ve bunları apostil edilmesi gibi tüm işleri halletmiştim. Kayıt başvurusunu da internetten sonraki günlerde tamamlayıp kızımın kayıt faslını da kapatmış olduk. Şimdi okuldan telefon bekliyoruz diğer adımların ilerletilmesi için.

Telefon derken, telefon işini nasıl yaptık onu da anlatayım. 11 Haziran’a kadar yani ilk 8 gün bizim bir Amerikan numaramız olmadı. Houston’a gelir gelmez Airalo uygulamasından 20 GB’lık 1 ay süreli paketi hem kendim hem eşimin telefonuna yükledim. Tüm görüşmelerimizi WhatsApp üzerinden gerçekleştirdik. Turkcell hatlarımız günlük 210 TL ek yurt dışı kullanım bedeli yansıttığı için, gerekmedikçe Turkcell hatlarımızı açmadık. 11 Haziran’da ise Verizon’dan 3 kişilik aile paketi satın aldım. Sınırsız internet, SMS ve konuşma hakkımız var. Verizon’a aylık 160 dolar civarında bir ücret ödüyor olacağım. Hatlarımız şimdilik ön ödemeli. Belki ileride normal sabit hat alabiliriz. Ancak şimdilik işimizi fazlasıyla görüyor bu hatlar.

Telefon faslını da bitirdikten sonra eve eşya almamız gerekiyordu. Kiraladığımız evde çamaşır ve kurutma makineleri, bulaşık makinesi, buzdolabı, fırın ve set üstü ocak ve mikro dalga içinde zaten mevcut. 2 adet banyo tuvaleti ve 2 adet odası var. Devasa bir mutfak, mutfak adası ve birçok çekmece ve dolap mevcut. O yüzden biz temel mutfak gereçlerini, yatakları kanepeleri aldık.

Yatak ve kanepeleri uygun fiyatlı alabileceğimiz yerleri bulduk. Her şeyi onlar getirdiler ve kurdular, ben herhangi bir nakliye ve taşıma işiyle uğraşmak zorunda kalmadım.

Eve yataklar gelince biz artık tamamen evimizde kalmaya başladık, 12 Haziran’da ilk kez Cypress Texas’daki evimizde konaklamış olduk. Otel ayın 14’ünde sona erecekti ve biz ayın 12’sinde sabah otelden ayrılmıştık. Resepsiyona durumu söyledim, ev tuttuk odayı boşaltıyoruz ancak parasını ödedik o yüzden odaya geri gelebiliriz, o yüzden kimseye vermeyin dedim. Yani belki sırtımız ağrıyacak, belki böcek veya koku sorunu olacak veya ön göremediğimiz başka sorun olabilir diye oteli son gününe kadar tutmaya devam ettim. Bu arada sürekli ev eşyası alındı, mutfak için tabak çanak tencere vs. Düşünün, 1 adet kürdanınız bile yok ve tüm lazım olan en minimal eşyaları dahi almak zorundasınız.

Sürekli bir şey taşımam gerekir, bavullar veya ev eşyaları taşırım düşüncesiyle kiralık arabayı SUV olarak kiralamıştım. Nissan Rogue marka bir araç vermişlerdi. O arabayla lazım olan tüm ev eşyalarını aldık ve eve getirdik.

Taşınma faslı da bittikten sonra sıra araba almaya geldi. Araba için ayırdığım bütçe 12-15 bin dolar civarındaydı. Arabayla normal şartlarda çok kilometre yapmayacağım. Ancak ailemin güvenliğini sağlayacak, uygun maliyetli bizi üzmeyecek, yolda bırakmayacak bir araba olsun istiyorduk. Birçok siteden araba inceledim, gittim bizzat baktım ve almak istediğim arabanın ortalama maliyetinin 20 bin dolar civarında olduğunu gördüm.

Açıkçası o kadar parayı arabaya bağlamak istemiyordum. Uzun araştırmalar sonucunda 20 Haziran’da BMW 750i marka bir arabayı, 84 bin milde, 11 bin dolara her şey dahil aldım.

Genelde Japon arabaları almak, Toyota, Honda vs. almak tavsiye edilir. Ancak BMW 750i’ye erişme imkanım varken almak istedim. 🙂 Aldığıma da memnunum, kullanması çok keyifli ve kendimizi güvende hissediyoruz.

Arabayı aldıktan sonra sigortasının yapılması ve bazı servislere bağlanılması gerekiyordu, o işlemleri de halletmiş oldum. Araba sigortası düşündüğümden daha pahalıya mal oldu. 250 dolar aylık sigortaya ödeme yapacağım önümüzdeki 6 ay boyunca. AAA diye bir servis var, yolda kaldığınızda çekici hizmeti veriyor. Aylık 12 dolara AAA hizmetine de abone oldum.

Houston Cypress’e geleli bugün 24. günümüz. Nisan 2023’te hazırlıklarına başladığım bu sürecin 14. ayındayım. Banka, ev, telefon, ev, araba gibi kilit konuları halletmiş oldum. Temmuz ayı içerisinde ehliyet başvurusunda bulunacağız. 19 Ağustos’ta da okullar açılacak.

E2 yatırımcı statü değişimi ve ardından EB1A başvurumuzla ilgili süreçlerle Amerika hayatımıza başlamış olduk. Masraf olarak araba ve Amerika’daki tüm masraflar dahil yaklaşık 30 bin dolar civarında para harcamış oldum. Aylık yaklaşık 4-5 bin dolar arasında bir giderimiz olacağını tahmin ediyorum. Mutlaka ki ek masraflar çıkacaktır bu zaman zarfında. Çocuğa kıyafet alınması, yeni iPhone telefon alınması veya çıkabilecek başka ek masraflar da olacaktır. Kiramız 1849 dolar, araç sigortası 250 dolar, cep telefonları 160 dolar, elektrik yaklaşık 120 dolar gelecek. AAA için 12 dolar ödüyorum. Su parası ne kadar gelir onu bilmiyorum şimdilik. Mutfak masrafı da tahminim 1000-1200 dolar arasında gerçekleşecek diye tahmin ediyorum.

Amerika’ya gelmek, burada bir hayat kurmak ve tüm bu işleri yasal bir şekilde yapmak oldukça masraflı. Uzun bir hazırlık sürecini gerektirdi. Hem teknik anlamda hem maddi manevi anlamda hazırlanmak gerekiyor. Ne kadar hazırlık yapılırsa yapılsın, psikolojik durum her şeyin önüne geçebiliyor. Psikolojik hazırlığa ayrı bir özen göstermek gerekiyor. İşin anne baba, kardeşler boyutu da var. Onların psikolojilerini de yönetmek gerekiyor. Onların manevi desteklerinin olması çok önemli. Herhangi bir zayıf anınızda ani bir kararla dönmek çok olası. Yapılan tüm hazırlıklar masraflar boşa gidebilir. İngilizce bilgisi çok kritik. İngilizce bilmiyorsanız hayatın sonu değil ama hiç kolay da olmayacak. Uzak çok uzak bir ülkeye geldik, burada bir ses bir nefes bir tanıdığın olması çok önemli. En azından bir alo diyebileceğiniz bir kişi veya kişiler hayatı kolaylaştırabilir. Ev tutma ve banka hesabı açılmasında, tavuk yumurta, yumurta tavuk ilişkisi var. Biri olmadan diğeri olmuyor ama bizde ikisi de olmadığı için işler ters gidebilirdi. İstanbul’dan yaptığımız hazırlıklar bizim önümüzü açtı, sizin bir tanıdığınızın olması bu işinizi kolaylaştırabilir. Bir tanıdığınız varsa onun yanında alt-kiracı olarak sürece başlayabilirsiniz. Veya hazırlıklarınızı Türkiye’den başlar, burada size destek olabilecek kişilerden destek isteyebilirsiniz. İş ve yatırım konusunda araştırmanızı iyi öneririm. E1 veya E2 konusunda çok çeşitli yatırım miktarları ve olasılıkları mevcut. E1 veya E2 için statü değişimi ile Amerika’da yasal olarak kaldığınızda, 2 yıl kalabilirsiniz. Ancak Amerika’dan çıktığınızda statünüz sona erer. Aynı süreci baştan başlatmalısınız ancak unutmayın Amerika’ya tekrar girememe ihtimaliniz de olabilir. E1, E2 için çifte başvuru ihtimali de vardır. Avukatınızla o şekilde konuşup, E1 veya E2 statü değişimi ile Amerika’da kalırken Türkiye’den de E1 veya E2 vize başvurusunda bulunabilirsiniz. Detayları avukatınızla konuşmanızı öneririm. O1 yetenek ve EB1 kendi kendine green karta başvurma konularını araştırın derim. EB3 green karta giden vize türünü düşünebilirsiniz ancak süreç 4-5 seneyi bulabiliyor.

E1 tüccar veya E2 yatırımcı vizesi konusunda detaylı bilgi almak isterseniz hizmet verebiliriz. Özellikle hangi alanda iş yapmak istediğinizi bilmiyorsanız konuşalım.

Aklıma gelenleri sizinle paylaştım, sorularınız varsa görüşme talep edebilirsiniz. Amerika yolunda bir tık kadar size yakınız.

 

Subscribe Pattern
Subscribe Pattern

Bültenimize Abone Olun

Amerika vizeleri ve içeriklerimizden haberdar olun!

HİZMETLERİMİZ

AMERİKA HAYATINIZI BAŞLATIN

Amerika'daki yeni hayatınızı adım adım planlamak ve her anınızda yanınızda olmak için buradayız.

Uzmanından Görüş Alın Gereksiz Masraf Yapmayın

TELEFON GÖRÜŞMESİ

30 Dakika Danışmanlık Görüşmesi Rezerve Et

Amerika E2 yatırımcı vizesi hakkında bilgi almak, size en uygun vize türünü öğrenmek veya Amerika sürecinizle ilgili bilgi ve fikir almak için hemen telefonla danışmanlık görüşmenizi ayırtın.